20090219

Dünyayı Değiştiren Fotoğraflar

Bazıları siyah beyaz bazıları renkli... Bazıları iç burkan cinsten bazıları gülümseten... Hepsi ama hepsi insanoğlunun kısa tarihine damgasını vurmuş kareler...

İşte herşey böyle başladı...

Yıl 1826. Fransız mucit Joseph Nicéphore Niepce insanlık tarihine damgasını vuracak bir buluşa imza atarak ilk fotoğrafı çekmeyi başarıyor. Niepce karakutu kullanarak görüntüyü kurşun-kalay alaşımı özel bir plakaya düşürmüştür. Bu plaka bitümen denilen ışığa duyarlı bir maddeyle kaplıydı. Biraz bulanık olan görüntünün oluşması için 8 saat beklemek gerekiyordu.

Yıl 1896. İlk fotoğrafın çekilmesinin üzerinden tam 70 yıl sonra Nobel Fizik Ödüllü Alman bilimadamı Wilhelm Konrad Roentgen ilk kez x ışınlarını kullanarak insan vücudu daha önce yapılmamış bir biçimde fotoğraflamayı başardı. Kendi adı verilecek bu buluşun fizik dünyasından çok tıp dünyasında yankı uyandıracağını kim bilebilirdi...

İlklerden devam edelim. Bu seferki yenilik için çook uzun zaman beklememiz gerekti. 1992 yılında Tim Berners-Lee tarafından yukarıda görmüş olduğunuz fotoğrafı World Wide Web'de yayınlamayı başarmıştı.

Amerika Birleşik Devletleri, İkinci Dünya Savaşı'nın son günlerinde Hiroşima'ya atom bombasını attıktan 3 gün sonra 9 Ağustos 1945 (Amerikan kaydına göre 10:58'de, Japon kaydına göre saat 11:02'de), Plütonyum-239 tipi atom bombası "Fat Man" (Şişko Adam, resmî adıyla Mark III) ile ikinci katliâmı gerçekleştirdi. Bu atom bombasıyla Nagasaki'nin toplam nüfusu yaklaşık 240.000 kişi içinde 74.000 kişi hayatını kaybetti ve binaların yüzde 36'sı tamamen yok edildi. 2007'te, Nagasaki belediyesinin resmî listesine göre, o an öldürülen ve ya daha sonra atom bombasının etkisiyle ölenlerin toplam sayısı 143.124'a ulaşmıştı. Bu fotoğrafta insanlığın zihnine "Atom bombasının patlamasından meydana gelen mantar şeklindeki bulut" olarak kazındı.

Hiç şüphesiz İkinci Dünya Savaşı tüm milletlerin hafızasında unutulmaz izler bıraktı. Ancak hiçbiri bu küçük kızda bıraktığı izler kadar iç burkan cinsten değildir herhalde. Fotoğrafçı David Seymour'ın 1948'de çektiği bu karede Polonyalı küçük Teresa karatahtaya evini çizmekte...

İkinci Dünya Savaşı konusunda iki kelam edilecekse bu fotoğrafa değilinmeden olmaz sanırım. Alfred Eisenstaedt'ın 1945'te çektiği bu fotoğraf savaşın bitişinin bir simgesi olmuştur. Fotoğrafta savaşın bitişini çoşkuyla kutlayan insanların fon oluşturduğu bir ortamda genç bir denizci güzel bir hemşireyi öpmektedir. Tabi birbirlerini hiç tanımamaları işin en güzel kısmı olsa gerek :)

1957 Douglas Martin, ABD.

ABD'de sadece beyaz öğrencilerin devam ettiği Harry Harding Lisesi'ne kabul edilen ilk siyah öğrencilerden Dorothy Counts'ın okuldaki ilk günü. Tacizlere sadece 4 gün dayanabilmişti.Özgürlük dağıtan ABD'nin kısa tarihinden küçük bir ironi...

Tiananmen, Çin'in Pekin şehrinden bulunan dünyanın en büyük meydanı. Aynı zamanda 1989 yılında Çin Komünist Parti'sine karşı yapılan protestolarında merkezi. Görmüş olduğunuz fotoğraf Stuart Franklin Magnum tarafından çekilmiş. Fotoğraftakinin kim olduğu bilinmiyor. Büyük ihtimalle daha sonra plastik mermilerin hedefi olacak bir üniversite öğrencisi...

Bu seferki protesto Vietnam'dan. Hükümetin budist rahiplere uyguladığı zulmü yapılabilecek en çarpıcı biçimde, kendini yakarak, protesto eden bu rahibi adı Thỉch Quảng Đức. Söylediğine göre yanarken hiçbir ses çıkarmamış ve hiç hareket etmemiş. Ancak ölümü Vietnem ordusunun kurşunları yüzünden olmuş.Malcolm Browne,1963

Hazır protest olmaktan bahsetmişken bu fotoğrafa değinmeden olmaz diye düşünüyorum.Daha önce görmeyen yoktur herhalde Che'nin bu fotoğrafını. Hikayesine gelince: 4 Mart 1960 La Coubre patlaması nın ardından kazada ölenlerin cenazesinde çekilen bu fotoğraf yayınlanmak için tam 7 yıl beklemiş. Alberto Korda tarafından yayınlandığında ise devrimin simgesi devrimcilerin ilham kaynağo olmuştur.Şimdi mi? Şimdi sadece popüler kültürün yeni oyuncağı...

Filistinli baba Jamal Gazze Şeridi'nde 12 yaşındaki oğlu Muhammad'i İsrail askerlerinin kurşunlarından korumaya çalışıyor. İki Fransız gazeticinin kaydettiği videonun son karesinde Jamal can vermiş Muhammad ise ağır yaralıdır.

Ve işte benim favorim. Yeşil gözleriyle ekranı delercesine size bakan bu bu Afgan kızın adı Sharbat Gula. National Geographic dergisine 17 yıl önce kapak olan bu fotoğraf Steve Mccurry tarafından çekilmiş. Kendisi 2004 yılında o kızı tekrar bulup yine National Geographic'e kapak yapmıştır. Ancak henüz 30lu yaşlarda olmasına rağmen evlenmiş ve 3 de kızı vardır. Gözlerindeki eski parıltıdan eser kalmaması da savaşın zorlaştırdığı hayatının acı bir sonucudur.

Hiç yorum yok: